Çocuklar, geleceğin yetişkinleri olarak özenle yetiştirilmesi ve eğitilmesi, tüm gereksinim­lerinin karşılanması gereken değerli bireylerdir. Erişkinlerden farklı gereksinimleri olan, kendine özgü gelişen bir canlıdır ve erişkinin küçük bir kopyası değildir. Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesinde, 18 yaşını tamamlayıncaya kadar her insanın “çocuk” sa­yılacağı belirtilmektedir.

Çocuklar sağlık yönünden nüfusun en duyarlı kesimini oluştur­makta ve sağlığının sürdürülmesi ve iyileştirilmesi için erişkine gereksinim duymaktadır. Anne sağlığı, çocuk sağlığının temel bir belirleyicisidir ve çocukların sağlık düzeyleri annelerin sağlığı ile yakından ilişkilidir. Kadınların ve çocukların sağlık düzeyleri toplum sağlığının ve gelişmişliğin önemli bir belirleyicisi ve göstergesidir. Annenin sağlıklı olması, sağlıklı gebelik geçirmesi hem kendi hem de doğacak çocuğunun sağlığını yakından ilgilendirdiğinden, sağlıklı nesiller yetiştirilmesinde, anne ve çocuk sağlığı ayrılmaz bir bütün olarak değer­lendirilmektedir.

Anne sağlığının önemi tartışılmaz olmakla beraber, kadına verilen bakımı, üreme siste­mi işlevleri ve hastalıkları, gebelik ve doğum konuları ile sınırlandırmak doğru değildir. Kadının tüm yaşam evreleri boyunca sağlığını koruyucu ve geliştirici önlemlerin alınması gerekmektedir. Çocukluk dönemlerinde kızların erkeklerle eşit statüde eğitim, öğretim, beslenme hizmetlerine ulaşmaları ve yararlanmaları önemlidir. Ergenler, dönemde erken evlilik, erken dönemde cinsel deneyim, cinsel istismar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, sağlıksız düşükler gibi tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır.

Hem kadın hem de bebe­ğin sağlığı açısından önemli olan doğurganlık döneminde kadının yararlandığı sağlık hizmetlerine ulaşması, hizmetlerin kalitesi ve ulaşılabilirliği önem taşımaktadır. Menopoz döneminde kadınlarda kemik erimesi (osteoporoz), kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları ve menopoza bağlı sorunlar (üreme sisteminde değişiklikler, mesane kapasitesinde azalma, hipotiriodi, hipertirodi vb.) görülmektedir. Yaşlılıkta kadınların karşılaştığı sorunlar arasında hareket güçlüğü, osteoporoz, kalp-damar hastalıkları, mental hastalıklar, meme kanseri jinekolojik ve diğer kanserler bulunmaktadır.

Anne ve Çocuk Sağlığını Etkileyen Faktörler ve Göstergeler

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlık, yalnızca hastalığın olmayışı değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Bu karmaşık ve geniş tanıma karşın, geleneksel ola­rak hastalığın varlığı, sağlığın göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Bir çocuğun dünyaya sağlıklı gelebilmesi ve yaşamını sağlıklı sürdürebilmesi, doğum öncesi dönemde sağlıklı gelişmesi, doğum sırasında herhangi bir travmaya uğramaması ve doğumdan sonra zararlı ortam faktörlerinden uzak kalması ile mümkündür.

Anne sağlığı başta olmak üzere, ailenin sosyo-ekonomik durumu, çevre kirliliği (hava, toprak, su, besin), beslenme bozuklukları, doğum öncesi bakım alma durumu, doğumun bir sağlık kuruluşun­da gerçekleşmesi, ailenin ilgisizliği, bilgisizliği, yanlış inanç ve uygulamalar, çocuk yetiştir­me tarzı gibi sosyal ve kültürel nedenler çocuk sağlığını etkileyen önemli faktörler arasında yer almaktadır.

Annenin gebelik yaşının 16’dan küçük 35’ten büyük olması, doğum sayısının fazlalığı, doğum aralığının iki yıldan az olması, boyunun kısalığı, gebelikte az veya çok kilo alması (ortalama 9-12 kg.), eğitim düzeyinin düşüklüğü gibi demografik risk faktörleri anne-fetüs/ bebek üzerinde olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Anne ve çocuk sağlığını olumsuz et­kileyen sosyo-ekonomik faktörleri ise, düşük sosyo-ekonomik düzey, yoksulluk, anne ve babanın mesleği (olumsuz çalışma koşulları), evlilik dışı/istenmeyen gebelik, I. ve II. derece akraba evliliği, kalıtsal ve kronik hastalıklara (diabet, kalp ve böbrek hastalıkları vb.) sahip olma, aile içi geçimsizlik, şiddet ve dayak olarak sıralamak mümkündür. Anne­nin sigara ve alkol kullanması, madde bağımlılığı, Rh faktörü uygunsuzluğu, enfeksiyon hastalıkları geçirmesi, yetersiz ve dengesiz beslenmesi, radyasyon, ilaç ve katkı madde­lerine maruz kalması, stresli yaşamı ve sosyal destek sistemlerinin yetersizliği, doğum öncesi bakım almaması anne ve fetüs/anne karnındaki bebeği olumsuz etkilemektedir

Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2,1’dir ve 186 ülke arasında 114. sırada yer almakta­dır. Kırsal alanlarda yaşayan kadınlar kentsel alanlarda yaşayan kadınlardan daha faz­la sayıda çocuğa sahip olmaktadır. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) 2008 sonuçlarına göre, Türkiye’de ortalama ilk evlenme yaşı 20,8’dir. İlk evlenme yaşı yer­leşim yeri, bölge ve eğitim durumuna göre farklılıklar göstermekte olup kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanlarda, Doğu bölgesinde yaşayanlarda ve eğitimi olmayan kadınlarda daha düşüktür. Evlenme yaşının yükselmesi, kadının çalışma hayatına katılması, eğitim gibi nedenler doğurganlığın düşüşüne katkıda bulunmaktadır.

Türkiye’de ve Dünyada Çocuk Sağlığının Durumu ve Yürütülen Hizmetler

Bebek ve çocuk ölüm hızları ve nedenleri bir toplumda gelişmişliğin ve kalkınmanın en önemli göstergelerinden biridir. Çocuk sağlığının ve çocuk sağlığı hizmetlerinin değer­lendirilmesinde sık kullanılan ölüm göstergeleri perinatal, neonatal, postneonatal, bebek ve beş yaş altı ölüm hızlarıdır.

Perinatal ölüm hızı, belirli bir bölgede bir yıl içinde ölü doğan ve canlı doğup sıfır ile yedi günlük iken ölen bebek sayısının toplamının o yıl içinde olan toplam doğum (canlı ve ölü) sayısına bölünmesi ve 1000 ile çarpılması,

Neonatal (Yenidoğan) ölüm hızı, belirli bir bölgede bir yıl içinde canlı doğan ve bir ayını tamamlamadan ölen bebek sayısının, o yıl içinde olan canlı doğum sayısına bölünmesi ve 1000 ile çarpılması,

Postneonatal (Yenidoğan sonrası) ölüm hızı, belirli bir bölgede bir yıl içinde canlı do­ğan ve 30-365 gün içinde ölen bebek sayısının o yıl içinde olan canlı doğum sayısına bölünmesi ve 1000 ile çarpılması,

Bebek ölüm hızı, belirli bir bölgede bir yıl içinde canlı doğan ve bir yaşını tamamla­madan ölen bebek sayısının o yıl içindeki canlı doğum sayısına bölünmesi ve 1000 ile çarpılması,

Beş yaş altı ölüm hızı, belirli bir bölgede bir yıl içinde canlı doğup beş yaşını tamamla­madan ölen bebek sayısının o yıl içinde olan canlı doğum sayısına bölünmesi ve 1000 ile çarpılması ile elde edilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yıllar içinde belirlenen sağlık hedeflerine acilen ulaşabil­mek, dünya sağlığını yükseltmek ve eşitsizliklere son vermek amacıyla Bin Yıl Bildirgesi ortaya konulmuştur. Bebek ve çocuk ölümlerinin azaltılması, sağlıkla ilgili Binyıl Kalkın­ma Hedefleri’ne ulaşılmasını gerektirmektedir.

Türkiye’de de sağlık hizmetlerinden her­kesin yeterince yararlanabilmesi için koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinde çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu programlar aşılama, ishal ve solunum yolu hastalıklarının önlenmesi, emzirmenin teşvik edilmesi, büyüme ve gelişmenin izlenmesi, beslenme, üreme sağlığı, doğum öncesi ve doğum sonrası bakım ve güvenli annelik gibi program­lardır. Eğitimli sağlık personeli tarafından yapılan doğumların oranı ve doğum öncesi ba­kım oranı arttıkça bebek ölüm oranlarında düşüş yaşanmaktadır. Ayrıca, annenin eğitim seviyesi ve ailenin refah düzeyinin artması, bebek ve beş yaş altı çocuk ölüm oranlarının özellikle postneonatal ölümlerin azalmasında önemli etkiye sahiptir. Diğer yandan, ilk doğum yaşının yükselmesinin etkisi ile adolesan dönemde yapılan doğumların azalması bebek ölüm riskinin azalmasında etkili olmaktadır.

Ücretsiz aşılama programına dâhil olan aşıların sayısının artırılması, çocuklara yöne­lik tarama ve önleme programlarının güçlendirilmesi, bebek ve annelere ücretsiz demir desteği sağlanması, anne ve çocuk beslenmesi programı, yenidoğanlara K vitamini uy­gulaması, anne sütünün teşviki ve bebek dostu hastaneler programı gibi bebeklere özel programların sayısının artırılması ve özellikle yenidoğanlara verilen hizmetlerin güçlen­dirilmesi ile beş yaş altı çocuk ve bebek ölüm hızlarında belirgin bir düşüş sağlanmakta­dır.

Türkiye’de önlenebilir nedenlerle meydana gelen anne ölümlerinin engellenmesi ama­cıyla Sağlık Bakanlığı tarafından evlilik ve gebelik öncesi danışma programı, aile planla­ması programı, doğum öncesi bakım programı, gebelere demir destek ve tetanoz aşısı programı, acil obstetrik ve yenidoğan bakım programı, doğum ve sezaryan programı, doğum sonu bakım programı, anne ölümlerini izleme programı, ergen sağlığı ve gençlik programı ve üreme sağlığı hizmet içi eğitimleri yürütülmektedir

CategorySağlık Adına

İletişim        0(236) 462 3923